Diyet ve Terapi

Çoğu popüler diyet ve diyetisyenlerin önerdiği beslenme planları uygulandıkları zaman kilo kaybıyla sonuçlanırlar. Ancak önemli olan şunu hatırlamaktır ki, kilo vermek kilonun korunmasıyla aynı şey değildir. Belki daha da zorlu olan süreç, diyet sonrası kilonun korunma sürecidir.
Kilonun korunması başlı başına bir davranış biçimi olan beslenmenin köklü değişimine bağlıdır. İşte psikoloğun devreye girdiği yer burasıdır. Beslenmenin değişmesi ancak hatalı beslenme şekline yol açan düşünceleri bir terapist yardımıyla ortaya çıkarıp değiştirerek mümkün olabilir. Birçok durumda fazla kilolar sorunun kendisi değil, başka bir sorunun dışa yansımasının sonucu olabilir. Bu durumda altta yatan sorunu çözmeye çalışmak gerekir.
Mesela geceleri tatlı krizine girip çikolata yiyen kişi bunu “yapmaması gerektiği”nin farkındadır ancak kendisini nasıl durduracağını bilemez. Burda önemli olan çikolata yemeye sorun gözüyle yaklaşmadan, neyin ve hangi düşüncelerin bu davranışa yol açtığını bulmaktır. Bazen büyük bir irade ve çabayla beslenme uzmanına gidildiği süre içerisinde bu tatlı krizlerine karşı konabilir. Ancak bu sorunla gerçekten başa cıkmayı öğrenmediği takdirde, beslenme uzmanıyla geçirilen süreç sona erir ermez, “dayanamama” duygusu, “birazcık yesem ne olur” düşüncesi, suçluluk hissi ve ardından “nasıl olsa yedim artık battı balık yan gider” fikri hücum etmeye başlar insanın kafasına. Bu da verilmiş olan kilonun bir kısmının veya tamamının, hatta bazen daha fazlasının geri alınmasıyla sonuçlanır. Beslenme uzmanıyla beraber uzman bir psikologdan da yardım almanın en büyük faydalarından biri beslenme konusunda kökten değişiklikler yapmak, bu düşüncelerin farkına varıp değiştirmek veya onlarla sağlıklı bir şekilde başa çıkmayı öğrenmektir.
Aynı şekilde stresli, mutsuz, üzüntülü zamanlarda yemek yiyen kişiler de bu durumlarla yemek yemeden başa çıkmayı öğrenebilirler.
Duyguya bağlı yemek yeme cok yaygın bir problemdir. Çözümü ise o duyguyu yemek yeme davranışına bağlayan bağlantıyı bulup bunun üstünde çalışmak ve değiştirmektir.
Terapistle yapılan seanslar aynı zamanda kişisel sorunlar ve endişeler üzerine odaklanma olanağı verir. Diyet yapmış olan kişilerin bileceği gibi bu stresli ve bazen sinirlerin bozulduğu bir süreçtir. Stresin insanı rahatlatıcı yemekler (makarna, tatlı) yemeye ittiği ve bu isteğe boyun eğilmesi durumunda daha çok stres, moral bozukluğu, suçluluk gibi hislerin ortaya çıktığı durumlara küçümsenmeyecek kadar sık rastlanır.
Yine sık rastlanan bir başka durum haftalar geçtikçe motivasyonun düşmeye başlamasıdır. Bu durumda da kişiyi başından beri takip eden psikolog yardımcı olarak motivasyonun geri kazanılmasını sağlayabilir.

İşte bütün bu sebeplerden dolayı terapiyle paralel uygulanan bir beslenme planının daha kalıcı sonuçlar vermesi muhtemeldir.

Comments are closed.